istanbul escort
Home » Kadın Ve Sağlık » Depresyondaki Kadınların Oranı
depresyondaki kadinlarin orani

Depresyondaki Kadınların Oranı

Depresyondaki Kadınların Oranı Artıyor

Depresyon, ruhsal çöküntü anlamına gelen bir duygu-durum bozukluğudur. İki haftadan fazla süren ve günlük yaşam kalitesini etkileyecek düzeyde devam eden, üzüntü, kaygı ve öfke hallerinde depresyonun varlığından söz edilebilir.

Depresyonda olan kişilerde sıklıkla aşağıdaki durumlar gözlemlenir;
Yaşamsal faaliyetleri yerine getirememe ya da zorlanma
Uyku bozuklukları
Sürekli üzgün ve kırgın hissetmek
Beslenme bozuklukları (çok veya az yemek yeme)
Dikkat eksikliği
Vücudun belirli bölümlerinde hissedilebilen nedensiz ağrı
İntihar düşüncesi

Bunlara ek olarak madde ve alkol bağımlılığı, konuşmada ve hareketlerde yavaşlık gibi nadir durumlarda yaşanabilir. Depresyon kadınlarda daha fazla görülürken, stres kaynaklı olarak bu oran günden güne artmaktadır.

depresyondaki kadinlar

depresyondaki kadinlar

 

Depresyon Kadınlarda Erkeklere Oranla Neden Daha Fazladır?

Kadınların biyolojik anlamda duygu yoğunluğuna sahip olan yapısının yanında, sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda hiyerarşinin alt tabakasında sayılması, kadınların ruhsal sıkıntıları daha sık oranlarla yaşamasına sebep oluyor. Günümüzde kadınlarda görülen depresyonun, başvurular göze alındığında erkeklere oranla 2 kat daha fazla olduğu söylenebilir.

Kadınların Depresyon Oranın Artmasının Sosyal ve Kültürel Nedenleri Nelerdir?

Kadınların değişen hayat koşullarında sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan tanımlanan rol ve reel hayatın farklılığından doğan, hatalı bir kendilik algısı bu oranın gittikçe artmasına neden olur. Yapılan araştıralar gösteriyor ki, kadınlar ekonomik sıkıntılardan erkeklere oranla daha fazla etkileniyor.

Biçilen kültürel roller gereği duyguları bastırması beklenen kadınlar için, bir de günümüzün eklenen ekonomik zorlukları, duygularını yönetmesinde oldukça zorlanmasına neden oluyor. Önceki yıllarda kadına yakıştırılan edilgen ve kırılgan yapı, zorlu yaşam koşullarında kadının daha etken ve mücadeleci olmasıyla duygularını bastırmasına ve bu duygular zamanla depresyonuna sebep oluyor.

Artan Oranların Biyolojik ve Genetik Faktörler Açısından Payı Nedir?

Gebelik, adet döngüsü, lohusalık ve menopoz gibi hormonal değişimler kadınların depresyon ve ruhsal hastalık oranlarının, her zaman daha üst seviyede kalmasına etkendir. Günümüz koşullarında organik beslenmenin azalması, sigara ve alkol kullanımı gibi nedenlerle bu hormonların işlevselliği oldukça değişmiştir. Depresyonun, özellikle genetik yatkınlıkla yakından ilişkili olduğu bilinen bir gerçektir. Bu yüzden kişiler değerlendirilirken aile geçmişi de göz önünde bulundurulur.

Depresyon Tedavi Yöntemleri

Öncelikle depresyon 2 haftadan uzun süren bir süreçte görülüyorsa mutlaka psikolojik destek alınmalıdır. Bunun için doktorunuzun belirlediği ilaçlar ve psikoterapi uygun görülür. Aile desteği ve anlaşılmak sürecin hızlanmasına sebep olacaktır. Meditasyon ve sosyalleşmek, kişinin isteği doğrultuna atabileceği stresi azaltmaya yönelik bir adımdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*